Ana Menü
Anasayfa
Sanat ve Edebiyat
Psikoloji ve Felsefe
Antoloji
Kitap Tanıtımları
Kültür ve Sanat Etkinlikleri
Ziyaretci Defteri
Önemli Adresler
Fotograf Galerisi
Giriş Formu





Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Hava Durumu
Galeri
kod parametreleri
 
... Dakika Dakika SİNEMA - TİYATRO - SERGİ - KONSER ve FESTİVAL Etkinlikleri Ayakizlerinde ...
 
Anasayfa
Günahsızdı Kapı Pervazı..
Üye Değerlendirme: / 0
Yazar Murat CAN   
Salı, 16 Mart 2010

Günahsızdı  Kapı Pervazı… 

Image      Küçük yaşından beklenmedik bir bağırtı ile fırladım çalışma masamdan. Küçük kızım o zamanlar 3-4 yaşlarında, kapı pervazına çarpmış ayağını, ağlıyor. Hangi yürek dayanır o küçücük gözlerinden dökülen yaşlarına, kıpkırmızı yanaklarındaki o masumiyet, ayrı bir güzellik. Şefkat kanatlarını açıp hemen aldım kucağıma, en içten sözlerle; “Ne olmuş da ağlıyor benim küçük prensesim.? Oy Oy Oy ..!” Kapı pervazını gösteriyor, titreyen dudaklarından canının çok yandığı anlaşılıyordu. Bende, “Sen benim kızıma nasıl vurursun?” deyip tokadı yapıştırıyorum kapı pervazına, bu arada benimde elim acımıyor değil hani; ama babalık görevi ona da ben katlanmalıyım, diye düşünüyorum. Bu arada yüreği soğuyan küçük prenses başını omzuma dayıyor, huzurlu artık, kapı pervazı bu sefer yediği tokatlardan çok şaşkın. Kapıya çarpan kızımdı ama tokadı yiyen pervaz oldu. Bu tokatlama işi birazda tekmelerinde işin içine girmesiyle, abartılı olarak; evdeki; kapı pervazları, masa kenarları, sandalye yanları, koltukların orası burası derken; neresi küçüğüme dokunsa, bizler gidip bir fiil tokadı yapıştırıyorduk. Gariptir ama bunu yapmaktaki amacımız küçüğümüzü korumak, onu ne kadar çok sevdiğimizi göstermek, onun kendisine güvenmesini sağlamaktı. Vallahi hiç de başımıza geleceklerden haberdar değildik, olsak yapar mıydık? Bu alışkanlık maalesef ilkokula başlayana kadar böyle gitti.

 

Son Güncelleme ( Salı, 16 Mart 2010 )
Devamını oku...
 
HABERİN
Üye Değerlendirme: / 1
Yazar Editör   
Salı, 16 Mart 2010

ImageHaberin..

 

Her şeyden haberim olsun
Her şeyi bileyim istiyorsun
Söylesene
Gözyaşlarımdan nasıl  
Haberin olacak

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Favori olarak ekle (32) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 510

Son Güncelleme ( Salı, 16 Mart 2010 )
 
HALININ DESENLERİNDE BAŞLAYAN YOLCULUĞUM
Üye Değerlendirme: / 3
Yazar Kübra OKUDAN   
Perşembe, 04 Şubat 2010
ImageAynada ki ben değilim... Gördüğüm kişi yüreğine 20 yıllık bir sevda yükünü bindirmiş, eli bastonlu,hafif öne eğik, bir yaprak gibi tir tir titreyen dedem misali bir adam sanki...
--''Hadi oğlum! çık artık şu odandan.'' Annem...Bu mutluluğu iliklerine kadar hak eden yegane prensesim benim...Beni de mutlu görmeli, üzmeye kıyamıyorum onu, benim yüzümden çektikleri yeterde artar bile...Yanağıma sahte, buruk bir tebessüm yerleştirip çıkıyorum odamdan.Karşımda kardeşim, saçlarını yaptırmış adeta bir çiçek gibi duruyor...Kucağında bir demet beyaz gül bana uzatıyor...
--''Bunları ona ben verecek değilim ya!''
Hemen alıyorum elinden gülleri, o evin koridorundan uzanıp giderken ben yine geçmişime akıyorum...Gülüm dü o benim...
Son Güncelleme ( Salı, 09 Şubat 2010 )
Devamını oku...
 
Yüreğine Sor
Üye Değerlendirme: / 0
Yazar Editor   
Perşembe, 28 Ocak 2010

Yüreğine sor..

İki genç insan Esma ile Mustafa birbirini sevmiştir.Gelecek ancak birlikte olduklarında anlamlıdır onlar için.Yoksa hayatın bir değeri yoktur.Ne var kibu aşkın döneme ve yöreye özgü bir engeli bulunmaktadır. Mustafa gizli bir Hıristiyan'dır.Esma dahil herkes onu Müslüman sanmaktadır. Öbür yandan Osmanlı yaptığı yasal düzenlemelerle Hıristiyan tebaayı Müslümanlarla eşit duruma getirmiştir.Kilise gizli Hıristiyanların artık dinlerini açıklamasını istemektedir.Bu zor bir durumdur Mustafa için;kilise ile aşkı arasında kalmıştır.Çünkü Hıristiyan olduğu bilinirse hayatında Esma olmayacaktır.Müslüman bir kızın bir Hıristiyan erkekle evlenmesi ne toplumsalne de yasal olarak mümkündür.Mustafa Esma'yı alıp götürecek ve açıklayacaktır durumu.Esma'nın bunu mesele etmeyeceğinden emindir.

İki sevgili kaçmaya hazırlanmaktadır kidedesi ölüyor Mustafa'nın.”Hacı Süleyman” babası gibi ve babasının babası gibi Müslüman mezarlığına gömülecektir.Cemaat namaza durmuştur ki Mustafa'nın babaannesi bomba gibi düşüyor ortalarına.”Durun!” diyor.”Kocam Yuhannes adıyla vaftiz edilmiştir Hıristiyan'dır.”
Şimdi bir yasak aşktır Esma ile Mustafa'nın aşkı.Yine de herşeyi göze alıp kaçacaktır aşıklar.Ama Esma'nın bir Hıristiyan'la kaçarak hayatını tehlikeye atmasına dayanamayacak biri vardır.Esma'yı tutkuyla seven Mehmet. Toplumsal koşullarEsma ile Mustafa’nın aşkından daha güçlüdür. Ve aşklarını savunabilmek için efsane olmaları gerekecektir…

yer: Doğu Karadeniz
zaman:19 yüzyılın  sonları

Son Güncelleme ( Perşembe, 28 Ocak 2010 )
Devamını oku...
 
Yaratma Cesareti
Üye Değerlendirme: / 3
Yazar simten   
Cumartesi, 24 Kasım 2007

Rollo May (1909-1994), psikanaliz ve varoluşçu psikoloji üzerine çalışmış Amerikalı psikolog yazardır.

Yaratma Cesareti kitabının yazarı Rollo May, kitabının girişinde şöyle yazmıştır: "Bireyin yaşayacağı dünya kendi dünyasıdır. Kişiler, bu dünyada ve kendi problemleri konusunda ancak, dünyayı kendileriyle olan ilişkisi içinde yakalarlarsa birşeyler yapabilirler. Ancak kendilerine karşı tavır alabilip kendilerini reddecek duruma gelebilirlerse kendi varlıklarını olumlayabilirler."
Son Güncelleme ( Pazartesi, 28 Nisan 2008 )
Devamını oku...
 
Sinemanın Tiyatro Serüveni
Üye Değerlendirme: / 1
Yazar Cevahir Kayım   
Çarşamba, 08 Ekim 2008

James Monaco, "İlk sinemacılar sinemada resim yaptılar, roman yazdılar, drama gerçekleştirdiler" der. Monaco'nun sözünü esas alırsak, "sinema sanatı bir tür taklit süreci içinde gelişti" demek yanlış olmayacaktır. Devrimci bir söylem tarzı olarak nitelendirilen sinema, öncelleri olan sanatlara uygulanırken, yalnızca eski sanatları dönüştürmekle kalmadı, kendi anlatım biçimini de oluşturdu, kişilik kazandı.

 

Başından bu yana sinema, kendinden önceki sanatlarla yakın ilişki içinde oldu. Diğer sanatların birçok unsuru sinemada oldukça iyi işlendi. Aslında son yüzyıldır sanatların tarihi sinemanın meydan okuyuşuyla yakından ilintili oldu. Bir kayıt sanatı olan sinema,  öncellerinden özgürce yararlandığı için resim, müzik, roman, tiyatro ve hatta mimari bu yeni sanatsal dile dayanarak kendilerini yeniden tanımlamak zorunda kaldı.

Son Güncelleme ( Çarşamba, 08 Ekim 2008 )
Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 8 - 14 Toplam: 32
 
   
 
 
   
   
 

 üye ol fotografını paylaş sende..!!

Galeriye gitmek için TIKLAYIN

 

Kimler Sitede
Şuanda 9 misafir bağlı

 

 

  ayakizleri tanıtım

 

dernekler

    Önemli KURULUŞLAR

             
                  ÇYDD
           

         
 Bilgisayarlı eğitime destek

           
     Eğitime %100 destek

          
        Haydi kızlar okula

          
                 pardus

          
  Baba beni okula gönder

             
   

 

copyright © Ayakizleri Sanat ve Edebiyat Toplulugu
2006
Bilgili AJANS Reklam ve Danısmanlık Hizmetleri


ayakizleri sanat ve edebebiyat topluluğu, fotograf külübü, Ayakizleri fotograf kulubü, ayakizleri, dünya edebiyatı, türk edebiyatı, türk resim sanatı, türk tarihi, edebiyat tarihi, hava durumu, doğa fotoğrafları, manzara, tarih, karanlık oda, galeri, f galerisi, tanzimat edebiyat, divan edebiyatı, cumhuriyet dönemi edebiyatı, fecr-i ati toplulugu, garip akımı, lucaks, gercekçilik, toplumcu sanat, toplumcu gerçekçilik, frankfurt okulu, maniyerizm, nazim hikmet, yahya kemal beyatlı, aziz nesin, minyatur sanatı, mimarlık tarihi, milli sanat akımı, popüler kültür, post moderm kültür, idealizm, picasso, adorno, yeni haber,son ilk haber, siyah beyaz, photograf, Georg Lukacs, Mehmet H. Doğan, felsefe tarihi, felsefi akımlar , tiyatro, sinema, arkeoloji, anadolu tarihi, anodolu arkeolojisi, avrupa sanatı, batı sanatı, orta dogu, ön asya arkeoloji, ahmet cemal, A.kadir eser, popüler kültür, atilla ilhan, sanat, uzak dogu sanatı, güncel haber, cumhuriyet dönemi türk edebiyatı, 20. yy, modernizim, post moderm kültür, kültür ve sanat, ayakizleri edebiyat kulübü, ayakizleri felsefe kulübü, ayakizleri sanat kulübü, ayakizleri tarih, psikoloji tiyatro, ayak izleri sinema topluluğu, izler, topluluğu, felsefe topluluğu, topluluk, ay, Henry Bergson ve Sezgicilik Felsefesi, Edmunt Husserl ve Fonomenoloji Felsefesi, Nicolai Hartman ve Yeni Ontoloji, Max Scheler ve Felsefi Antropoloji yada İnsan Felsefesi, Varoluş Kavramından Varoluşçuluk Düşüncelerin, Martin Heidegger ve Varoluşçu Ontoloji ,Jean-Paul Storte ve Fenomolojik Ontolojik Varoluşçuluk, Gabriel Morcel ve Varoluşçu Din Anlayışı, Frankfurt Okulu ve 20. Yüzyılla Yeni Marksizm Açısından Bakış, Thedor W. Adermo ve Eleştirel Toplum Kuramı, Hans Reichenback ve Uzay Zamanının Göreceli Felsefesi, Ludwing Wittergenstein ve Dilin Saltık Egemenliği, Gaston Bachelard ve Usüstücülüğün Işığında Bilimler İle Sanatların Diyalogu, Georges Canguilhem ve Tıp Felsefesinin Bilgi Kuramı, Jean Cavailles ve Matematiksel Felsefe, Paul Karl Feyerabend ve Anarşist Bilim Kuramı, Doğa Felsefesinden Fizik Felsefesine, Albert Einstein : Evreni Üçüncü Bir Gözle Yorumlayan Bilim Adamı, Felsefede Postmodernizm, Gelenekçi Bir Kültür Kuramcısı Michel Foxault, Mezopotamya sanatı, babil, babiller, Asurlular, asur, hammurabi, uzak doğu sanatı, çin sanatı, Hindistan sanatı, orta asya türk sanatı, Budizm, minyatür, matrakçı Nasuh, hat sanatı, Amasyalı seyh Hamdullah, hafız Osman, cumhuriyet dönemi türk sanatı, bedri rahmi eyübboğlu, ali avni çelebi, hale asat, Abidin dino, sanay-i nefise, İbrahim Çallı, Çallı gurubu, d gurubu, hikmet onan, Osman Hamdi, seker Ahmet paşa, asker ressamlar kuşağı, Süleyman seyit, Etrüsk sanatı, mazaik santı, ikonoklast dönem, dinsel kitap resimleri, Bizans sanatı, ortaçağ sanatı, karolenj ve ottolar dönemi, vitray sanatı jean fouguet, gotik sanatı, neo klasizm, ingres, romantizm, maniyerizm, Rönesans, barok sanatı, bellini ailesi, giovanni, Leonardo da vinci, rafaello, caravaggio, albert dürer, el greco, goya, velazguez, flaman sanatı, jan van eyck, pieter brugel, rubens, rembrant, sürrealizm Salvador dali, soyut ekspresyonizm, pop-art, marcel duchamp, toplumcu gercekçilik, sosyal realizm, millet, daumier, courbet, neo klasizm, bauhaus okulu, moholy nagy, süprematizm, malevich kasimir, konstrüktivizm, rus tatlin, die brücke, kandisky paul klee, Dadaizm, der blaue reiter, soyut resim, fütürizm, giacoma balla, gino severini, kübizm Picasso, broque, ekspresyonizm, edvard munch, fovlar, henri matisse, andre derain, post empresyonizm, cezanne, vincent van gogh, empresyonizm, edouard manet, claude monet, Edgar degas, auguste renoir, bilgi kuramı, bilim tenolojisi, bilimler tarihi, doğa felsefesi, fizik felsefesi,