Ana Menü
Anasayfa
Sanat ve Edebiyat
Psikoloji ve Felsefe
Antoloji
Kitap Tanıtımları
Kültür ve Sanat Etkinlikleri
Ziyaretci Defteri
Önemli Adresler
Fotograf Galerisi
Hava Durumu
Galeri
kod parametreleri
 
... Dakika Dakika SİNEMA - TİYATRO - SERGİ - KONSER ve FESTİVAL Etkinlikleri Ayakizlerinde ...
 
Anasayfa arrow Sanat ve Edebiyat arrow Osmanlı Çini Sanatı
Osmanlı Çini Sanatı
Üye Değerlendirme: / 0
Kötüİyi 
Yazar Editör   
Pazartesi, 10 Aralık 2007

Osmanlı Çini Sanatı

14. ve 15. yüzyıllarda çeşitli beyliklerin hakimiyetinde olan Anadolu’da, mimari açıdan çeşitlilik gösteren çok yönlü bir sanat faaliyeti ortaya çıkmıştır. Bu sanat, çini sanatıdır. Anadolu Selçuklu ve Klasik Osmanlı Dönemi'nde sönük geçen çini sanatı, Beylikler Devri ve Erken Osmanlı Dönemi'nde teknik, renk, biçim ve kompozisyon bakımından büyük gelişme göstermiştir. Osmanlı Beyliğinin geliştiği 14.yy ortalarında, Kütahya, Bursa, Edirne ve İznik’te üretilen çiniler dikkat çekmeye başlamıştır. İznik ve Kütahya atölyelerinde 15.yy’ın ortalarına kadar üretimde genellikle kırmızı hamur kullanılmıştır. Sır altında astar kullanımı bu atölyelerde bu dönemde görülmemektedir.

15. yüzyılın ikinci yarısından itibaren sarımsı, beyaz,sert ve sık dokulu bir hamur kullanılmıştır. Bu hamur İran’da kullanılan hamur ile benzerliği dikkat çekmektedir. Çini, cami, mescid, medrese, türbe gibi yapılarda kullanılmıştır. Sivil mimari örneklerinde ise; ev, saray, hamam, han, çeşme gibi yapılarda da kullanıldığı bilinmektedir. Erken Osmanlı Dönemi’nde çinili bezemede; sırlı tuğla, çini mozaik sırlı tuğla ve düz çini plakalar kullanılmıştır. Bu düz çini plakalar üçgen, kare, dikdörtgen, altıgen şekillerde; firuze, mor, yeşil, lacivert renkli sır kullanılarak oluşturulmuştur. (Sır: Pişmiş toprak eşya veya yapı malzemesi üzerine sürülen, maddenin su gibi dış etkenlerden etkilenmemesini sağlayan, sürüldükten sonra fırınlama işlemi gerektiren, saydam bir malzemedir.) Bir çok kompozisyonda, farklı renkli çiniler, büyük geometrik kompozisyon meydana getirirler. Çini, yapı içinde genellikle pencere üst hizasına kadar duvarlarda kullanılır. Bazen üstlerine altın varakla bitkisel bezeme yapılır. İznik Yeşil Camisi, Bursa Yeşil Camisi ve Cem Sultan Türbesi’nde bu şekilde çini kullanımı söz konusudur. Erken Osmanlı Dönemi’nde sırlı tuğla ve çini mozaik kullanımı sayıca azdır. Bu dönemde dikkati çeken ‘Renkli Sır’ tekniği önemlidir.

Renkli sır tekniği (Cuerda Seca)

Erken Osmanlı Dönemi’nde gelişimi öne çıkan çini bezeme sanatıdır. Bu teknik İstanbul’da ancak 16.yy’da görülmeye başlanmıştır. Kırmızımsı hamur kullanılan bu teknikte, kalıp fırınlanmadan önce yapılacak desen basılır yada kazınarak yüzeye uygulanır. Fırınlamadan sonra desenler renkli sır ile işlenir ve ikinci fırınlama işlemine geçilir. Bu teknikte sır altına astar sürülmez. Sürülen renkli sırların fırınlama işleminde birbirine karışmasını engellemek için aralara bal mumu yada nebati yağ mangan karışımı bir madde sürülür. Sürülen bu madde, fırınlama esnasında siyah renge dönüşür ve uygulanan desenlerin birbirine karışmasını engeller.     Tekniğin asıl ortaya çıkış ülkesi İspanya’dır. Ülkede bu teknik yapılırken, renkli sırların aralarına renklerin karışmaması için iplikler yerleştirilir ve bu ipler fırınlamada yanarak kururlardı. Teknik, işte bu işlemden dolayı, İspanyolca’da kuru iplik anlamında ‘cuerda seca’ adını almıştır. Bu teknik, Bursa Yeşil Camisi Türbe ve Medresesinde, İstanbul Topkapı Sarayı Çinili Köşkte görülmektedir. Renkli sır tekniğinde, daha önceki zamanlarda bilinen mavi, firuze, mor, siyah, lacivert renklerin kullanımının yanı sıra altın yaldız, fıstık yeşili ve sarı renkler de kullanılmıştır. Desenleri çevreleyen konturlar siyah yada kırmızı renktedir. Kimi zaman bu konturlar mat, koyu kırmızı macunlu renkler de görülür. Bu teknikte, renkli sırla boyamanın getirdiği işleme kolaylığı, daha gerçekçi, düzenli, grift, çok katlı gibi görünen desenlerin yapılmasına olana sağlamıştır. Çiçekler, sarmaşıklar, yapraklar, sülüs yazılar bu teknikle beraber kullanılmıştır. Sülüs yazılar, lacivert üzerine beyaz şekilde, kufi yazılar ise sarı renk ile beraber kullanılmıştır. Bu tekniğin yapım ve üretim merkezi kesin olarak bilinmemekle beraber gezici ustalar tarafından Bursa, Kütahya, Edirne, İstanbul gibi merkezlerde yapıldığı düşünülür. Tebriz’den gelen ustaların bu tekniğin Anadolu’da yaygınlaşmasında etkin bir rol oynadıkları malumdur. Renkli sır tekniğini uygulayan Ali İbn İlyas öne çıkan bir isimdir.

Mavi beyaz çini tekniği

Şeffaf sır altına beyaz zemin üzerine mavi renk tonları, firuze ve lacivert ile işlenmesi ile oluşan bir tekniktir. Koyu ve açık mavi zeminde, desenler beyazla işlenmektedir. Bu örneklerde az da olsa mor renk kullanılmıştır. Motif olarak çinilerde şakayık, lotus, çin bulutu, soyut ejder kullanılmıştır. 15.yy’ın ikinci çeyreğinden 16.yy başlarına kadar bu teknikle çini üretilmiştir. Yapım merkezleri İznik ve Kütahya’dır.

Sır altı tekniği

Çini yapımında kullanılan bisküvi şeklindeki seramik yüzey üzerine, özel boyalarla yapılan bezemenin sırçalanıp (Seramik yüzeyindeki sırın fırına girmeden önceki sıvı halidir.), fırınlanması şeklinde yapılan tekniğe denilmektedir.

Klasik Osmanlı Dönemi'nde çini sanatı

16.yy ortalarından başlayarak çini sanatında (mimaride kullanılan) bir takım değişiklikler görülür. Özellikle yapı içerisinde bezeme elamanı olan çinilerin başta İznik olmak üzere, Kütahya’daki atölyelerde de yapıldığı bilinmektedir. İznik’teki çini üretimi 17.yy sonunda bitmesine karşılık Kütahya çini üretim ile olan ününü günümüze kadar sürdürmüştür. Bu dönemde en kaliteli örnekler 1550 – 1580 yılları arasında yapılmıştır. Erken Osmanlı Mimarisi’nin ve Mimar Sinan’ın anıtsal eserleri çinilerle bezenmiştir. Bu devrin yeni ve özgün çinileri beyaz hamur üzerine, sır altı tekniğinde beyaz, mavi, firuze, lacivert, yeşil, siyah, ve eflatun renklerinin yanı sıra ünlü domates kırmızısı da renk programına dahil olmuştur. Ancak bu dönemde bu renklerin hepsi aynı anda kullanılmış demek değildir. Dönemin çini motiflerinin temelini ‘Cennet Bahçesi’ gibi büyük kompozisyonları oluşturan panoları, Sinan eserleri başta olmak üzere, bazı dini yapılarda görülmektedir. Bu kompozisyonlarda karanfil, lale, gül, gonca, menekşe, nar çiçeği, sümbül, lotus, bahar dalları, sarmaşıklar, selvi ağacı, vazo, kandil, sülüs yazılar, bulut gibi motifler kullanılmıştır. Bu dönemde yapılan Kabe ve Medine tasvirli panolarda büyük önem taşımaktadır. Çini kullanımında, Mimar Sinan’ın II. Selim adına yaptığı Edirne Selimiye Camisi, çini kullanımı açısından kompozisyon, renk, dönem özellikleri bakımından önemlidir. Bu dönemde, sivil mimaride çini kullanımı yaygınlaşmıştır. Çini panolarda kuş motifleri, dallar, ağaçlar kullanılmış. Belli kompozisyonlarda, ağaç ve kuş beraber tasvir edilmiştir. Ayrıca çini süsleme Klasik Osmanlı Dönemi’nde pencere alınlıklarında, son cemaat yeri cephelerinde, duvarlarda, mihraplarda, bazen de pandantiflerin içinde görülebilmektedir. 16. ve 17. yüzyıllarda saray nakkaşhanesine bağlı, hassa nakkaşları tarafından duvar çinileri önemlidir. Şah Kulu, Müzehhip Kara Memi saz üslubunu bu dönemde kullanmış önemli nakkaşlardır.

Çini sanatı, mimariye bağlı olarak gelişmiş bir sanattır. Yapının plan ve strüktür özellikleri çinilerle vurgulanmaktadır. Bu vurguda yapının mimarının önemi büyüktür. Mimar Sinan’ın farkı burada ortaya çıkmaktadır. Kendisi, hem mimaride, hem de sanatçı olarak çini kullanımında bütün ustalığını göstermiştir. 17. ve 18. yüzyıllarda tüm sanat dallarında olduğu gibi çini sanatında da gerileme görülmektedir. Bu yüzyıllarda batı etkisi kendini hissettirmeye başlamıştır. 16. yüzyılının ikinci yarısı özellikleri bu devirde de görülmeye devam etmiştir. Kompozisyonlarda kullanılan çiçeklerin boyutları büyümüş, daha sade ve daha gerçekçi tarzda motifler oluşturulmuştur. 

Son Güncelleme ( Pazartesi, 28 Nisan 2008 )
 
< Önceki   Sonraki >
 
   
 
 
   
   
 

 üye ol fotografını paylaş sende..!!

Galeriye gitmek için TIKLAYIN

 

 

 

  ayakizleri tanıtım

 

Sponsor

Film izle

Magazin Haberleri

Cemiyet Haberleri

 

             
   

 

copyright © Ayakizleri Sanat ve Edebiyat Toplulugu
2006
Cemiyet Magazin