Ana Menü
Anasayfa
Sanat ve Edebiyat
Psikoloji ve Felsefe
Antoloji
Kitap Tanıtımları
Kültür ve Sanat Etkinlikleri
Ziyaretci Defteri
Önemli Adresler
Fotograf Galerisi
Hava Durumu
Galeri
kod parametreleri
 
... Dakika Dakika SİNEMA - TİYATRO - SERGİ - KONSER ve FESTİVAL Etkinlikleri Ayakizlerinde ...
 
Anasayfa
DADAİST SANATIN DOĞUŞU
Üye Değerlendirme: / 6
Kötüİyi 
Yazar KENAN BEŞALTI   
Perşembe, 12 Şubat 2009

DADAİST SANATIN DOĞUŞU 

Dünya,eskiden beri tanışık olduğu felaketler ve kıyıcılık dizisini,1914-1918 yılları arasında,alışık olmadığı bir biçimde yaşadı.    Savaşın ulusal yaşantıyı güçlendirip pekiştireceğinden pek az kimsenin kuşkusu vardı   .Kaleleri gelenek,akıl ve ahlak olan saçma,ikiyüzlü ve kıyıcı bir toplum söz  konusuydu. Bu toplum uygarlık adına insanlığı maddi ve manevi bakımdan parçalıyor,eziyor ve yok ediyordu .Gene de  bu kan dökücü çatışmayı kapitalist düzenin ve ona bağlı yöntemlerle toplumsal yapıların başarısızlığının bir kanıtı olarak gören bazı kimseler de yok değildi.Kısa ve kesin bir çekişme olarak başlayan savaş,yıllarca süren utanç verici bir kırıma   dönüşünce bunların sayısı daha da arttı.           

Batı ülkeleri ve Avrupa için 20.yy.a giriş çok karmaşık toplumsal ve ekonomik sorunları içermekteydi.geçen yüzyılın sonlarından devralınan teknolojik ve toplumsal ilişkiler giderek daha ileri bir aşamaya uzanıyordu.Bir çok alanda “kitle pazarı ” kavramı ön plana geçiyordu. Öte yandan çelişkiler zinciri toplum yaşamını etkilemeye devam etmekteydi.Bir taraftan toplumsal ve politik güçler geleneksel yaşamı bölüp parçalarken,ekonomik güçler,çağdaş kentsoylu yaşamını ayakta tutmanın olanaklarını araştırıyordu.Gelişen sanayileşme çabalarıyla birlikte doğal olarak sermaye ve emek arasındaki çatışma da artıyordu.            

  Böyle bir noktada bulunan,böylesine olumsuz özellikleri içeren bir topluma genç kuşakların karşı çıkması doğal bir olgu.Ancak bu topluma karşı çıkmak onun gelenek,akıl,ahlakına karşı çıkmak demekti;onun sanatına karşı  çıkmak demekti[6].
Değişen koşulların kültür ve sanat dünyasına yansımasından daha doğal bir şey olamazdı elbet.Yeni toplumsal ve ekonomik ilişkilerin ortaya çıkardığı insan tipi,öbür kültür dallarında olduğu gibi resimde de kendisini gösterecek,geleneksel beğeni ölçülerine duyulan güven,yeni sanat akımlarının çoğalmasıyla daha da azalacaktı.Bu yeni akımlar,özellikle yüz yılın ilk çeyreğinde birbirini etkileyen ve giderek bir birine dönüşen motifler oluşturmaktaydı.
[7] 
1.Dünya Savaşı sonunda sanata karşı bir başkaldırış görülmeye başladı.Akademik kurallar,güzellik anlayışı,kısaca estetik adı ile anılan tüm değerler bir sanat akımıyla tersyüz oldu.Bu akıma sanat tarihinde DADA adı verilir.Dada,özellikle savaştan en çok etkilenmiş olan Avrupa’nın ortak duygularının dışavurumunu simgeler.
[8]              
Dadacılığa varana değin 20.yy. yenilikçi sanatları,sanatın kendi alanının dışına çıkmaz.Bunlardan bir çoğu daha önceki sanat akımlarından kopmuşlardır.Yeni bir şey yaratma peşindedirler.Kendinden öncekini yadsırken yerine yeni bir dil,yeni bir okul, yeni bir akım önerir.Oysa Dadacılıkta işler değişir.Dada her şeye karşıdır.Var olan tüm politik rejimlere,tüm toplumsal değerlere,eski,yeni tüm sanat akımlarına,sanatçılara,giderek kendisine,Dadaya…
[9]
Dadanın kendisini tümüyle bir sanat akımı olarak değil aynı zamanda bir devrim hareketi olarak görmesinin nedeni işte budur.Bir şey’e karşı  çıkmanın en etkin yollarından biri onu  gülünçleştirmektir.Çağlarının şiddet ve saçmalığına,denetimsiz ve şiirsel bir saçmalıkla cevap verecekler,kendilerini kirleten toplum ve dünyanın yüzüne tükürecekler,aklın karşısına akılsızlığı,kurulu düzenin karşısına düzensizliği,sözde ciddiyetin karşısına mizahı,sahte ağırbaşlılığın karşısına skandalı çıkaracaklardı.[10]
Hemen belirtelim ki Dadanın sürekli olarak insanlara sataşan,sanatın kaybolmasını öneren,burjuva toplumunun üstüne provokasyonla çekinmeden giden bir tutumu vardı.Bir yandan inat ve nefretle alışılmış sanatsal değerlerin üstüne hücum ederken,bir yandan da sanatta  şansın varlığını  arayan  ve bulan,skandal olaylar ve sürekli yayınlar  çıkaran,kendi içlerinde anlaşamayıp kavga etmeyi prensiplerine aykırı görmeyen bir gruptu.Hans Richter, “ aynen bakteri ve antibiyotik ilişkisinde olduğu gibi,toplum verdiğimiz bir mesaja ya da provokasyona alıştığı zaman biz hemen onu terk edip yenisini arıyorduk” diyordu.[11]
Bu akımın  öncülüğünü yapan sanatçılar Dadayı bir akım olsun ve ilkeleri uzun süre kültür ortamını yönetsin diye ortaya sürmemişlerdir.Bir karşı çıkmanın,  toplum kurallarıyla alay edişin, geleneksel değerlere güvensizliğin,yeni ve evrensellik iddiası taşıyan bir çıkışın simgesiydi Dada.Estetik bir devrim hareketiydi ama onun böyle bir içeriğe sahip olduğu,ancak yerini başka sanat akımlarına bıraktıktan sonra anlaşıldı.[12]                                          
    DADA’NIN DOĞUŞU
Dada hareketi XX. Yy. avangardının yolculuğundaki aşamaları imleyen yazınsal  ve sanatsal dallardan öncelikle doğumuna neden olan koşullar bakımından ayrılır. Gerçekten de gözlerini 1916’ya doğru , İsviçre ve Amerika da eşzamanlı olarak ve bu iki kökensel dil arasında  herhangi bir iletişimin varlığı kesinlikle ortaya konabilmeksin,dünyaya açmıştır.
[13]  
Nereden geldiğini kimsenin tam olarak bilemediği ve çıkış noktası  konusunda birçok değişik rivayet olan ‘dada’ sözcüğü, yarattığı depremvari  anarşik ve ele avuca, kalıba sığmaz görünümle, modern sanat tarihinin en yaramaz, en  haylaz, en rezil, en skandal veledi olacaktı.
[14] 
İsviçre’den yayılan dadacı virüs, bir koldan da Fransa’ya geçip burada da 1920-1923 yılları arasında en yüksek şiddetine ulaşır.
[15]
Dada 1918 yılından itibaren, sanatsal alanda, dilin ve zihinsel hayatın bütünüyle parçalanması ve dağılmasıyla sonuçlanacak tümel ve köklü bir başkaldırıyı  üstlenmiş bir hareket görünümü kazandı.[16]
Peki dada ismi nereden gelmişti? Bu tam olarak bilinemiyordu. Kelime 1916’dan beri kullanılıyordu. Rivayetlerden birine göre, iki Romen, Tzara ve Janco, aralarında Romence da,da diyerek ,onaylayan, “evet” ,olur. OK anlamına gelen bir sözcüğü sıkça kullanıyorlardı.               Hugo Ball konuya açıklık getiremiyordu:”Romence’de evet,evet anlamına gelir.Fransızca'da çocukların bindikleri sallanan tahta atın adıdır;Almanlar  için ise aptalca bir saflık simgesidir”.Tzara şöyle diyordu;”Ortaya bir kelime çıktı,kimse nasıl oldu bilmiyor;ayrıca gazetelerden öğrendiğimize göre Afrikalı bazı kabileler kutsal ineklerin kuyruğuna ‘dada’  derlermiş.” Jean Arp ise tam tersine bu şerefi Tristan Tzara’ya veriyordu:”Burada bugün kesinlikle ifade erdim ki,Tzara bu kelimeyi 6 Şubat 1916’da akşam saat 6’da buldu ve kelime ağzından ilk çıktığında ben on iki çocuğumla beraber orada bulunuyordum.Olay Cafe de la Terrasse’de cereyan etti ve ben son burun deliğime bir broş takmıştım.” Richard Huelsenbeck ise kelimenin kendisi ve Hugo Ball tarafından,bir Almanca-Fransızca lugatın tesadüfen çevrilen bir sayfasında Cabaret’in şarkıcısı Madame Le Roy’ya bir sahne ismi ararken ortaya çıktığını söylüyor[17].
Dada sözcüğü bulunmadan da vardır. Dada:bir tepki,bir dünya görüşü,bir skandal biçimi olarak vardır.ama en iyisi,Dadanın öyküsünü babası Tristan Tzara’nın 1950 yılında yaptığı bir radyo konuşmasından dinlemek:“Dadanın nasıl doğduğunu anlamak için bir yandan, Birinci Dünya Savaşı sırasında bir çeşit hapishane olan İsviçre’de yaşayan bir genç topluluğun ruh halini,öte yandan da,o çağın sanat ve edebiyatının düşünsel düzeyini göz önüne getirmek gerekir.hiç kuşkusuz savaş bitecekti,zaten daha başkalarını da gördük,daha sonra…Ama 1916-1917 yıllarında,savaş sanki demir atmış,hiç bitmeyecekmiş gibi geliyordu ve gittikçe tutarsız ve gerçek dışı bir boyut kazanıyordu. İğrenme ve isyanımızın kaynağı bu oldu. Savaşa kesinlikle karşıydık ama ütopik barışçılığın tuzaklarına da düşmemiştik. Köklerini sökmedikçe,nedenlerini ortadan kaldırmadıkça ,savaşın ortadan kaldırılamayacağını da biliyorduk. Unutmamak gerekir ki, saldırgan bir duygusallık insana ait tüm değerleri maskeliyor,yüksek düzey savında olan tüm sanat alanına yerleşiyor ve kentsoylu sınıfın gücünü simgeliyordu. Dada  bir ahlaki zorunluluk,ahlaki bir kusursuzluğa erişmenin dizgin tanımaz iradesi ve insan varlığının her şeyden üstünlüğü ilkesinden doğdu. Dada tüm gençliğin ortak isyanından,tarihe,mantığa ya da ahlaka,onur,vatan,ahlak,aile,sanat,din,özgürlük,kardeşlik gibi şeylere,daha ne bileyim tüm insani değerlere cevap veren bütün kavramlara boş verip,doğanın köklü gereklerine bağlanan gençlerin başkaldırısından doğdu.” Bu tepeden tırnağa inkarcı anlayış çevresinde kısa zamanda bir topluluk oluşturdu.İsviçre,Fransa ve Almanya'da :Arp,Aragon,Soupault,Elvard,Bréton,Péret,Picabia,Duchamp ve niceleri.
[18] 
Demek ki 1915 sonunda Zürih'te,geleceğin Dadacı nüvesinin tüm öğeleri mevcut idiyse de bunlar henüz dağınık bir haldeydiler ve onları bir araya getirip bir faliyet merkezi sağlamak yazar ve filozof Hugo Ball'e düşecekti.
[19] 
“Cabaret Voltaire’i kurduğumda,İsviçre’de benim gibi yalnızca kendi bağımsızlıklarının tadına varmak değil aynı zamanda onu kanıtlamak da isteyecek birkaç gencin bulunabileceğine inanmıştım.Bunun üzerine  “Meirei”nine sahibi Bay Epraim’e başvurarak şöyle dedim: “Bana salonu vermenizi rica ediyorum Bay Epraim.Bir sanat kabaresi kurmak istiyorum da.”Sonunda anlaştık ve Bay Epraim bana salonu verdi.Ardından da bazı tanıdıklarıma giderek  “Sizden rica ediyorum bana bir tablo,bir desen,bir gravür verin.Kabaremde küçük bir sergi düzenlemek istiyorum”d edim.Zürih’in sevimli basınına da “Bana yardım edin.Uluslar arası bir kabare yapmak istiyorum;güzel şeyler üreteceğiz.” Önerisinde bulundum.Bana tablolar verdiler,gazetelerde kısa yazılar yazdılar.Ve sonunda 5 Şubat’ta bir kabaremiz oldu.Bayan Hennings ve Bayan Lecomte Fransızca ve Danca şarkılar söylediler.Bay Tristan Tzara Romence şiirler okudu.Bir balalayka orkestrası Rus dansları ve halk şarkıları çaldı.Büyük destek ve sevgilerini gördüğüm Bay Slodki kabarenin afişini bastı.Bay Arp ise bana özgün yapıtlar,Picasso’nun ofortunu,dostları O. Van Rees ile Arthur Segal’in  tablolarını verdi.Yine büyük desteğini gördüğüm Bay Tristan Tzara,Marcel Janco ve Max Oppenheimer  da birçok kez sahneye çıktılar.Önce bir Rus gecesi ardından da bir Fransız gecesi düzenledik.26 Şubat’ta Berlin’den Richard Huelsenbeck geldi ve iki nefis zenci şarkısı çaldı.Bay Laban da bu gösteriyi izledi ve hayran oldu.Bay Tristan Tzara’nın girişimiyle,Bay Huelsenbeck,Bay Janco ve Bay Tzara(Zürih’te ve dünyada ilk kez) Bay Henri Barzun ile Bay Fernand Divoire’ın eşanlı(simültane)dizelerini ve yine kendilerinin oluşturduğu eşanlı bir şiiri yorumladılar. Bugün Fransa’dan,İtalya’dan ve Rusya’dan gelen dostlarımızın da yardımıyla yayınladığımız bu küçük kitap,savaşın ve vatanların ötesinde başka idealleri yaşayan bağımsız insanların var olduğunu anımsatma amacındaki bu kabarenin etkinliğini açıkça gösterecektir.Burada bir araya gelmiş sanatçıların arzusu,uluslar arası bir dergi yayınlamaktır.Dergi, Zürih’te çıkacak ve “DADA” adını taşıyacaktır.Dada,Dada,Dada.”
[20]
    ---------------------- ------------------------------ 
[1]
İNCE,Özdemir, “Dada Akımının Amacı Ve Serüveni”, Milliyet Sanat Dergisi,S.161,s.3
[2]
LYNTON,Norbert, Modern Sanatın Öyküsü,s.125
[3] İNCE,Özdemir,a.g.m. s.3
[4] LYNTON,a.g.e. s.125
[5] ÖZSEZGİN,Kaya, “Plastik Sanatlarda Dada Akımı”,Milliyet Sanat Dergisi,S.161,s.8[6] İNCE,a.g.m. s.3[7] Özsezgin,a.g.m. s.9
[8]
BEYKAL,Canan, “Dada Akımı”,Sanatsanat,S.1,s.5
[9]
EDGÜ,Ferit, “Dadacılık Bir Kan Değişimi Getirdi,Gerçeküstücülük İse Yeni Boyutlar”,Milliyet Sanat Dergisi S.337, s.18
[10]
İnce,a.g.m. s.3
[11]
BAYKAM,Bedri, “Post-Duchamp Krizi”,Bilgi Olarak Sanat,Olgu Olarak Sanatçı,Plastik Sanatlar Deneği Yayın Dizisi:4,s.70
[12]
Özsezgin,a.g.m. s.9
[13]
SANOUİLLET,Mıchel, “Dadacılığın Kökleri:Zürih ve New York”,çev:Turhan Ilgaz,Sanat Dünyamız,S.53,s.74
[14]
Baykam,a.g.m. s.70
[15]
Sanouillet,a.g.m. s.74
[16]
İnce.a.g.m. s.3
[17]
Baykam a.g.m. s.71
[18]
İnce, a.g.m s.4
[19]
Sanouilllet, a.g.m. s.75
[20]
BALL,Hugo, “Cabaret Voltaire”,çev:Mehmet Rifat,Sanat Dünyamız,S.53, s.90 
Son Güncelleme ( Cuma, 19 Şubat 2021 )
 
< Önceki   Sonraki >
 
   
 
 
   
   
 

 üye ol fotografını paylaş sende..!!

Galeriye gitmek için TIKLAYIN

 

Kimler Sitede

 

 

  ayakizleri tanıtım

 

dernekler

    Önemli KURULUŞLAR

                        

         

           

          
  

          

          
  

Sponsor

Film izle

Magazin Haberleri

Cemiyet Haberleri

 

             
   

 

copyright © Ayakizleri Sanat ve Edebiyat Toplulugu
2006
Cemiyet Magazin