Ana Menü
Anasayfa
Sanat ve Edebiyat
Psikoloji ve Felsefe
Antoloji
Kitap Tanıtımları
Kültür ve Sanat Etkinlikleri
Ziyaretci Defteri
Önemli Adresler
Fotograf Galerisi
Hava Durumu
Galeri
kod parametreleri
 
... Dakika Dakika SİNEMA - TİYATRO - SERGİ - KONSER ve FESTİVAL Etkinlikleri Ayakizlerinde ...
 
Anasayfa arrow Psikoloji ve Felsefe arrow Bir Sektör Olarak Pornografi..!!
Bir Sektör Olarak Pornografi..!!
Üye Değerlendirme: / 0
Kötüİyi 
Yazar Sevda DARICIOĞLU   
Perşembe, 29 Kasım 2007

Bir Sektör Olarak Pornografi ..!! 
Ataerkil Kokular...
(Pornografi = fahişe + çizim / yazı) 

Yunanca’dan gelen “pornografi”nin (Pornographia = porne + graphein), kelime anlamı, fahişeler hakkındaki çizim ya da yazılardır. Varlığını ataerkiye borçlu olan fahişelik; “kadın”ı, “insan”ı metalaştırarak, “değer”leştirerek pazara sunmasıyla kimi zaman devlet tekelinde, kimi zaman “el altından” fakat sürekli devam eden kapitalizmin yarattığı, özünde ekonomiksel bir sorun olarak karşımıza çıkıyor ve kaçınılmaz olarak, sürekli “değer üretmek” zorunda olan sistem, pornografiyi yaratıyor. Kelimeyi oluşturanlar, Yunanlılar fakat Yunanistan'da değil  Fransa'da ortaya çıkıyor. Ve tahmin edin bakalım ne zaman? Otorite, din, fen kavramlarında yaşanan evrimin başımıza açtığı bir bela, başka bir sömürü şekli de diyebiliriz aslında, evet, evet, 17. yüzyıl, bildiniz; şu kuralcı Klasik Dönem!

Aslında belki de bir ortaya çıkıştan ziyade diriliş diyelim buna. Çünkü 7 bin 200 yıllık kalıntılara yani somut bir geçmişe sahip olan bu “mahrem” (04. nisan. 2005’de Alman arkeologlar yaptıkları çalışmalarda 7 bin 200 yıllık pornografik kalıntılar bulduklarını açıklamışlar.) Yontma Taş Devri’nde tahrik amacından ziyade manevi, ruhani amaçlara hizmet etmekteydi. Aynı zamanda, Pompeii’deki mahvolmuş Roma yapılarının duvarlarında da bir çok pornografik görüntüye rastlandığını açıklıyor uzmanlar. Örneğin her kapısının üstü cinsel Frenklerle donanmış bir genelev, genelevlere ve eğlence yerlerine giden yollarda yolu gösteren testisler vs.

 

1655’de yayınlanan ilk Euro- porno eser, Michel Millot ve Jean L’Ange’in beraber yazdığı “Kızlar Okulu”, bolca sansüre maruz kaldıktan sonra yasaklanmış, toplanıp, yakılmıştır. Bir saray zevki haline gelen pornografi, bir yandan gizil bir hazdı, bir yandansa olanca bağnazlığın içerisinde sansürle kısıtlanmaya, toplatılarak yakılarak yok edilmeye çalışılıyordu. 

 

Yeniden kavrama dönersek, aslında 18. yy.da pornografi kavramı, sözlük ve ansiklopedilerde yer almadı, 19. yy.ın ortalarından itibaren pornografi “müstehcen olan”  olarak tanımlandı. 1976’da “Pornographe” isimli yarı – roman yarı ahlaksal metnin yazarı Relif de la Bretonne, sözcüğün Yunanca’daki kök anlamıyla ilk ilişkisini kurandır.      Walter Kendrick’ in pornografi kavramının ortaya çıkışı hakkındaki incelemesinde 1. Dünya Savaşı yıllarında “müstehcen” kavramının ortaya çıkışı ve geniş kitlelere yayılmasıyla kaybolan porno müzeler ve fuhuş hakkında bir çok yazıyla karşılaşıyoruz. Bu müzeler ve yazılar, 18. yy. ın sonu 19. yy. ın başına ait, alt sınıfı ve kadını pornografi alanından dışlama görevi üstlenmiş kilitli odalar ve kataloglaşmamış derlemeler biçimindeydi. 

 

Bu noktada Hunt’ un görüşü önem kazanıyor, Hunt, kadının kültür tüketimine katılımıyla oluşmakta olan kültür demokratikleşmesi “tehlike” (!) sine bir karşı – yanıt, bir cevap olarak değerlendirir pornografiyi. Pek de haksız değildir hani, “erkek fantezileri” üzerine “sarılan” film, –aslında görünüşte- erkek egemen yapısıyla kadını aşağılar, bir nesne, bir seks materyali konumuna taşır. “değer” = insan     Kapitalist sistemin tükettirmeye dayalı çarkının, cezbedici, bol tahrikli bir ürünüdür pornografi, sistemin tüm unsurlarını içinde barındırırken “akılcı” uyaranlarıyla insan sömürüsünü ortaya koyar. İnsanı, insan doğasını tanır ve karşı konulmaz bir sektör yaratır kendine bu tanışıklığı sayesinde. Tam bir para makinesidir az masrafla garantili bir sonuca giden. Başta kadını olmak üzere, insanı “değerleştirerek” kapitalist unsurları en insanlık dışı haliyle dürtülerimize dek sokar. 

 

Gerçekçilik esaslı bir gösteridir pornografi, sahne ve maskeler vardır; büyük göğüslerinin arasına erkek cinsel organını almak için deliren, (ağız ya da vajina) dudakları sperm ya da tükürükle ıslak, her an ateşli, her an “azgın bakan”, silindir bir çubuk uğruna her şeyi yapabilecek hatunlar ve hayatındaki tek değeri “dudak ıslatmak ve girmek” olan erkeklerden ibaret bir dünya sunar izleyenine.

 Gir ve çık ama sakın boşalma!  

“Para”, “cinsel hastalık”, “gebelik” gibi sorunların asla olmadığı, tek duygunun şehvet, arzu ve –orgazm değil!- orgazma gidiş olduğu bir dünya.. Orgazm da yoktur pornografide, mola, sakinleşme, dinlenme yoktur (zaten kimse yorulmaz.). Kişiler tanışır ve birkaç dakika sonra başlayan dokunuşları saatler boyu, pozisyon, çift değiştirerek sürer. Erkeğin (erkek izleyenin) boşaldıktan sonra dinleneceği anda dahi, öyle bir uyaran veriri ki yeniden orgazm amacına yönlendir. (Umurlarında olan orgazm falan da değildir, sadece “girmek”, “girilmek” önemlidir.) Erkekler hatunların, ağızlarına, vücutlarına boşalır, hatun öylesine kendinden geçmiştir ki her yanında hissetmek ister meniyi. Hatun, her an sevişmek, deliğinden hiç çıkmayan bir erkek ister!! Sürekli ve “korunma”sız eylem hali asla hastalıklara sonuç vermez, tek sorun vajinanın genişlemesi olabilir belki, onu da aynı anda iki penis, bir penis ve bir el vb. tekniklerle çözer pek saygıdeğer porno yönetmenleri.

Hayatın merkezine, insanın en temel, doğal güdüsü seksi koyarak, sadece kadını değil, insanı, bir seks makinesi haline getirip "girmek" veya "çıkmak" dışındaki tüm eylemlere duyarsızlaştırma politikasıdır, pornografi.

Psikolojik bozukluklarla beraber karakter bozukluklarına yol açan pornografi, tecavüz eylemini de kışkırtır..!!!  

Yapılan araştırmaların ortaya koyduğu sonuç çarpıcıdır; pornografi, tecavüz eylemini kışkırtır! Çünkü, “istemeyen” bir varlık yoktur pornografide, hiçbir “hayır” hayır değildir ve “Şiddet, amacın uğruna uygulandığında mübahdır.”..!!!

Ki zaten sadece seks değildir ne porno filmlerin ne de pornografinin içeriği. “Özgürlükler ülkesi” ABD’ de en fazla rastlanan haliyle, (snuff movie) canlı cinayet filmleri çıkar karşımıza. Türkiye’ de çok yaygın olmayan bu film türü, bir yandan da sürekli çok etkili ve yaygın bir kitle iletişim aracı olan TV’ de yayınlanır, üstelik bebeklikten başlar bu “porno süreci”; çizgi filmlerde, barış, sevgi gibi unsurların, insani duyguların yerini alan, savaş, kavga, rekabet vb. her yaştan insanın her an izleyebileceği dizilerde, filmlerde, popülarizmle iç içe girmiş Paparazzi, Televole kültürüyle her an etrafımızı kuşatan dergiler, gazete ekleri, Tv programlarında.. (tabii daha pek çok şey sayabilirim de, siz genişletin..)

 Pornografi erkek egemenliğini bilincimizin en savunmasız anında dayatarak bizi militarizmin koynuna atar! 

En fazla tepkiyi feminist tavırdan alan sektör, sadece kadına değil, “insan”a yönelik bir tehdit oluşturur aslında. Feministlerin de ifade ettiği gibi, daha doğar doğmaz benliklerimize işlenmeye başlanan militarist ve cinsiyetçi sistemdir bu. Kadını tamamen karaktersiz, erkek yönetimine muhtaç gösterirken erkeği üstün kılar, karar verme mekanizmasına dahi sahip olmayan bir birey olarak gösterir (Buna bireylik denebilirse…). Bu özellikleriyle her ne kadar aksi gözükse de iktidarın oldukça sevdiği bir diğer illegalitedir aslında. Kendini en doğal güdüsünün içine bırakarak tüm savunma mekanizmalarını yıkıp, maskesiz, oyunsuz karşısına çıkan bireyin beynine militarist sistemin en temel öğesi cinsiyetçiliği salar, “amaç yolunca şiddet”i mübah kılarak milliyetçi yolda akıtılan kanı mübah kılar… İktidarın bir numaralı silahı militarizmi besleyen bir kaynağı iktidar neden sevmesin, sevmeyebilir mi ve hatta bu da zaten iktidarın yaratımı değil midir?!

“Nereye kadar?!” 

İlk olarak bilmeliyiz ki; fahişelik gibi pornografi de kapitalizm sürdükçe sürecektir. Çabamız pornografinin içindeki kimi parçaları yok etmek değil, hangi parçası yok olursa olsun, elinde sonunda aynı sonucu verecek olan sektörü yok etmek, ortadan kaldırmak olmalıdır. Elbet ki oldukça zor bir eylemden bahsediyorum fakat reformlar peşinde koşmak sadece kendini daha fazla sömürtmeğe, insanı daha fazla “değerleştirmek”e yarayacaktır; bunları unutmamalı, eylemlerimizi buna göre şekillendirmeliyiz. Elbette kitlesel protesto eylemleri ses getirecek, sistem bir “arz-talep” ilişkisinden oluşurken talebin düştüğü yerden arz düşecek ve yavaş yavaş yıkımı yazılacaktır. Fakat sistemin içerisinde sadece pornografiyi yok etmek ne derece mümkündür?! Birçok kadının kendi rızasıyla oynadığı sektör, insanların ekonomik durumları düzelmedikçe, hayatları, bedenleri ve ruhları metalaştırıldıkça nasıl yok edilebilir? İçerisindeki kimi psikolojik sorunları da yansıtmanın bir yolu olarak pornografi izlemeyi seçmiş bir insan topluluğunun varlığını da yok sayamayız ki bu da, sorunlara yol açan etkenler ortadan kaldırılmadıkça o kitlenin davranışını değiştirip değiştiremeyeceğimiz konusunda şüpheler uyandıyor. Gerçek etkenlere inilerek, onların çözümlemesi yapılmadıkça yapacağımız her eylem yüzeysel olarak kalacak ve başarısızlığa mahkum olacaktır.

Son Güncelleme ( Pazartesi, 14 Nisan 2008 )
 
< Önceki   Sonraki >
 
   
 
 
   
   
 

 üye ol fotografını paylaş sende..!!

Galeriye gitmek için TIKLAYIN

 

 

 

  ayakizleri tanıtım

 

Sponsor

Film izle

Magazin Haberleri

Cemiyet Haberleri

 

             
   

 

copyright © Ayakizleri Sanat ve Edebiyat Toplulugu
2006
Cemiyet Magazin