Ana Menü
Anasayfa
Sanat ve Edebiyat
Psikoloji ve Felsefe
Antoloji
Kitap Tanıtımları
Kültür ve Sanat Etkinlikleri
Ziyaretci Defteri
Önemli Adresler
Fotograf Galerisi
Hava Durumu
Galeri
kod parametreleri
 
... Dakika Dakika SİNEMA - TİYATRO - SERGİ - KONSER ve FESTİVAL Etkinlikleri Ayakizlerinde ...
 
Anasayfa arrow Sanat ve Edebiyat arrow Kavramsal Sanat
Kavramsal Sanat
Üye Değerlendirme: / 2
Kötüİyi 
Yazar Deniz ÇAGAN   
Cuma, 23 Kasım 2007

        Kavramsal Sanat

       20. yüzyılın ikinci yarısında 1960'lı yıllara gelindiğinde sanatta, geleneksel anlatım biçimleri ve araçlar yerine biyolojik ve teknolojik ağırlıklı iletişim araçlarının kullanıldığı bir biçim değiştirme gözlemlenir. Bu, insan yaşamının ve malzemenin anlamlandırılmasına dayalı, katılım ve çözümleme gerektiren bir yaklaşım olarak ortaya çıkmaktadır. Genellikle kavramsal olarak nitelendirilen bu yaklaşımlar, kavramsal ya da fikir veya enformasyon sanatı, performans (gösteri) sanatı ve konulu sanat gibi değişik şekillerde isimlendirilen sanat eğilimlerini kapsar.

        Kavramsal sanat ya da bu kapsama giren diğer sanat etkinliklerinde, artık eskinin tekniğe dayalı sanat dalları ayrımı kalkmıştır. Daha da önemlisi bu anlayışın temelinde geleneksel anlamda taşınabilir, alınıp satılabilir "ünik" sanat eseri nesnesinin terk edilme düşüncesi yatar. Nesne olarak sanat eseri yerine konsept önem kazanmaktadır. Kavramsal Sanat (Concept-Art) olarak nitelenen bu sanatı, Hollandalı sanatçı Jan Dibbets, "Concept-Art, Konsepti objeden ayırdı" diye formüle eder.

Kavramsal sanat daha çok, geniş bilgilendirme ve ilişkiler bağlamında düşündürme gibi amaçlar taşımaktadır. Bunun için de geleneksel anlamda bitmiş bir eser ortaya koyma yerine, basit planlar, eskizler, fotoğraf, harita, yazı gibi belgeler ve video-film araçları kullanılır. Bazan da doğrudan dilin kendisi ya da sanatçıların kendi vücutlarını kullandıkları bir sanatı içerir. Daha doğrusu bu sanat, her şey üzerinde düşünmeyi esas almaktır. Bu anlayışta önemli olan, izleyicide yeni bir dikkat biçimi oluşumunu ve zihinsel katılımı sağlamaktır. Nesne ötesi çalışmalara büyük eğilim gösteren Sol Lewitt, 1967'de kavramsal sanat üzerine yayınlanan bir yazısında, düşünce ve kavramın işin en önemli yanı olduğunu, bütün karar ve planların baştan oluşturulduğunu, uygulamanın sadece bir formalite gereği olduğunu belirtir. Josef Beuys da, kendi plastik kuramında düşünceyi esas alarak "düşünce plastiktir" der. Bununla Beuys, düşünce süreçlerine dayalı plastik kavrayışını dile getirmiştir. Beuys'un plastikten anladığı; kapalı, kendi başına varolan autonom bir eser değil, tersine açık bir sistem, kendi kendisini belirleyen bir süreçtir. Beuys sanatını, alışılagelen sanat kategorilerine göre değil, fizik, kimya ve tıp gibi doğa bilimleri modellerinde temellendirmek istemiştir.

Kavramsal sanat yaklaşımı, geçmişte örneği olmayan bir biçimde, sanatta düşüncenin vurgulandığı bir yaklaşım olarak ortaya çıkmaktadır. Amerikalı sanat kuramcısı Jack Burnham'a göre, kavramsal sanat bizi çevrenin mekanüstü alanlarıyla karşı karşıya getirir. Kavramsal sanat, zaman, süreç ve etki tepki bağlamını, günlük yaşamda edindiğimiz deneyimler gibi önceden biçimlenmiş bir sanatsal algılama-alışkanlık etkisi olmaksızın kavrar. Kavramsal sanatta kesin bir çözüm, bitmiş, autonom bir eser ve kişiselleştirilmiş eser söz konusu değildir. Kavramsal sanat yaklaşımı, sanatta tekil sanat nesnesi (unique) anlayışına, sanatın kapalı galeri mekanları içine hapsolmuş yapısına ve pazarlama sistemlerine alternatif sanat biçimi arayan bir yaklaşım olarak ortaya çıkmıştır. Bunun başlangıcı Marcel Duchamp'ın 'Ready-made'leridir. Duchamp, sanatı özel biçimde yapılmış bir sanat objesi düşüncesinden ayırmayı amaçlamıştır. Duchamp sanatın, el ustalığının, haz alma anlayışının ötesinde var olması gerektiğine işaret etmiş ve sanatı, izlenimciliğin retinal algısıyla sınırlı alanından konuşma-düşünce ve görmenin birbirini etkilediği başka bir alana kaydırmıştır. Duchamp için sanat, sanatçının hissettikleri ya da eliyle yaptıklarından çok buluşlarıdır. Ona göre kavram ve anlam, plastik biçiminin önünde gelmektedir. Duchamp, çağdaşları Picasso, Matisse, Mondrian ve Malewitsch'in gittikçe büyüyen soyut formalist geleneğin oluşturduğu, sanat için sanat düşüncesine karşı "düşünce olarak sanatı" ortaya koymuştur.

Kavramsal sanatta ya da kavramsal yaklaşımlarda belirleyici olan konseptir, fikirdir. Bu sanat anlayışında sanat fikri, o fikrin biçim kazandığı sanat nesnesinden daha önemli görülmektedir. Kavramsal sanatın ilk kuramsal yorumcusu kabul edilen Sol Lewitt, bunu bir açıklamasında "kavramsal sanat yalnızca fikir iyi olduğu zaman iyidir" şeklinde dile getirmiştir. Marcel Duchamp'ın, Dada'nın protestocu tavrıyla destekli 'düşünce olarak sanat' görüşü 1950'li ve 1960'lı yıllarda neo-dada'cıların pervasız ve formalist olmayan yaklaşımlarıyla bütünleşip güç kazanarak kavramsal nitelikli uygulamalar yaygınlık gösterir. 1950 sonrası ve 1960'lı yıllarda kavramsal sanatı hazırlayıcı ya da kavramsal sanat çalışmalarını içeren çok sayıda örnek vardır. Amerikalı müzikçi John Cage'nin 1954'de gerçekleştirdiği "4'33" (dört dakika otuz üç saniye) olarak adlandırılan müzik parçası yorumu (sessizlik), kavramsal sanatın önemli bir habercisi olarak nitelindirilir. Daha sonra 1956'da Fransız sanatçı "Yves Klein'in mavi boyayla kaplı çıplak kadını dikey ve yatay olarak tuvallere çeşitli yönlerden basarak yaptığı çalışmalar... Ve yine Klein'in 1958'de Paris'te İris Clert Galerisi'nde pencereleri maviye, içi beyaza boyanmış, içi boş galeride "Boşluk" sergisi, 1958'de İngiliz sanatçı John Latham'ın tuval üzerine monte edilmiş, yakılmış eski kitaplardan oluşan kabartmalı kitap heykelleri ve daha sonra da kitap sayfalarının çiğnenip şişelere doldurulduğu çalışmalar, 1959'da İtalyan sanatçı Piero Manzoni'nın uzunlukları belirtilmeyen kağıt şeritler üzerine mürekkeple çizdiği çizgiler, yine aynı sanatçının 1960'ta yaptığı, içinde sanatçının dışkısının olduğu yazılı parlak kromdan yapılmış silindirleri... Fransız sanatçı Arman'ın 1959'da yaptığı accumulation (yığma-biriktirme) çalışması ile 1960'da yine Iris Clert Galerisi'nde, galeriyi tavana kadar doldurarak yaptığı "doluluk" sergisi... Hollandalı sanatçı Stanley Brawn'ın, Amsterdam'daki  bütün ayakkabıcı dükkanlarının onun sanatını oluşturduğunu ilan etmesi... Lawrence Weiner'in Kaliforniya'da bir vadide patlamaların oluşturduğu bir karterde tek kişilik gösterisi... Yine 1960'lı yıllarda heykeltraş Jean Tinquely'ın New York Modern Sanatlar Müzesi'nin bahçesinde, "New York'a Saygı" ismiyle sergilediği; çalışmaya başladıktan bir süre sonra kendi kendini yakıp imha eden beyaz boyalı demir konstriksiyonlu heykel gösterisi... Kaprow'un 1959'da New York'taki Reuben Galerisi'nde '6 bölümlü 18 happening'adıyla düzenlediği happening vb. gösteriler... Sonraki yıllarda, 'gösteri sanatı', ilintili elemanlar', ilinti-bilinç, nesnesiz sanat gibi kavramlar, 1960'lı yılların sanatının ilgi odakları olmuştur. İstatistikler, fotoğraflar, yazılı belgeler, demeçler, video-teyp gösterileri, gazete kupürleri ve benzeri pek çok bilgi-belge bir araya getirilip bir sergide yer almıştır. Ayıca yine bu yılların 'toprak sanatı, 'Arte Povera' ve Olanaksız Sanat gibi isimler altında anlatılan eylem sanatları da, başka bir kategoriyi oluştururlar.

Dünyanın ıssız bir bölgesinde, daha önce hiç gidilmemiş bir yerde toprağın üzerinde oluşturulan izler ve dönerken bunların harita ve fotoğraflarla belgelenmesi; Walter de Maria'nın, Californiya'nın Mojave Çölü'nde 1969'da gerçekleştirdiği bir mil uzunluğundaki paralel çizgiler, 1977'de Kassel Documenta da 1 km.'lik sondajı... Robert Simthson'un 1972'de gerçekleştirdiği Noksan Daira ve Piramitler, Dennis Oppenheim'in Hollanda'da 1969 yılında gerçekleştirdiği buğday ekimi: Kentte bir sanat galerisinin tabanının toprakla doldurulması ya da galerinin tabanına ilk ayinleri anımsatıcı taş dairelerin yerleştirilmesi; örtülü nesnenin ardında saklı giz temasına bağlı büyük doğa parçalarının paketlenmesi... Örneğin, 1969-70'li yıllarda Christo'nun Avusturalya sahillerinde 30 bin 840 m2'lik bir alanı plastik kılıfla kaplaması... Joseph Beuys'un Şubat ayında Düsseldorf'a düşen karların tüm sorumluluğunu üstlenmesi... Yine Beuys'un bir sanat olayı ve gösteri ile birleşen uzun politik konuşmaları ve tartışmalar gibi gösteri ve etkinlikler sayılabilir. Bu yaklaşım biçimlerinin hepsinde de "Mesajların estetik bir ortam görünümüyle yumuşatılmaksızın verilme eğilimi ağır basmaktadır. Kavramsal sanat, anlatım ve mesaj verme gücünü kuvvetlendirmek için minimalist  sanatın   bazı   ilke  ve  sonuçlarını   da   bünyesine  almıştır.

Minimalizm sanata diğer disiplinler ile bilgi alanlarının kapılarını açmış ve onların bir kısım bilimsel yöntem ve özelliklerinden yararlanmıştı. Kavramsal sanatın önemli anlatım araçlarından biri de dil-sözcük kullanımı olarak karşımıza çıkar. Kavramsal yaklaşımlar, 1960'ların ortalarında felsefe, enformasyon, dilbilim, matematik, otobiyografi, sosyal eleştiri, yaşam riski, şaka ve hikaye anlatımı olarak daha geniş bir tabana yayılır. Dil-sözcük kavramı, bir kısım daha radikal çalışmalara olanak vermiştir. Özellikle Kosuth, Weiner, Barry ve Art&Language grubu üyeleri gibi bazı sanatçılarda dil hem malzeme hem de konu olarak yer alır. Örneğin İngilizce sözcüklerden herhangi bir tanımın tuval boyutlarında büyütülüp sergilenmesi gibi. Bunda kavram-sanat ile gösterdiği nesne arasındaki ayrımın gösterilmesi amaçlanır. 

Kosuth'un bilinen "Bir ve Üç Sandalye" çalışması, dil-sözcük, imaj, görüntü ve gerçeğin birleştiği tipik bir örnektir. Çalışma; bilinen bir sandalyenin kendisi, sandalyenin tam boy bir fotoğrafı ve kelimenin sözlük açıklamasından oluşmaktadır. Kullanılar sözcük ve imgeler, malzemeler, simgesel amaçlıdır ve kendi duyularımızı, anılarımızı kullanmaya çağırma işlevi yüklenmektedirler. Japon ressam Arakawa'da tuvalini yarı esrarengiz, sözlü ve resimsel gösteriler için kullanarak tuvale bir kara tahta görevi yüklemiştir. Bu çalışmalar artık geleneksel anlamda resim ve heykel gibi başlıklar altında toplanamıyordu, fakat yine de bunların sanat başlığı altında birleşebilen ortak özellikleri vardı. Kavramsal sanat, geleneksel anlamda sanat eserini ortadan kaldırmayı amaçlamış olsa da  konseptlerini ortaya koymak için bir kısım malzeme ve tekniklere hep gereksinim duymuştur, bunu da her sanatçı kendi sanat orjinine göre bir malzeme ve teknik seçimiyle gerçekleştirmiştir. Örneğin Arakawa, On Kawara ve Hanne Darboven'in kağıt ve tuval üzerine yazı-boya kullanarak gerçekleştirdikleri resim ağırlıklı çalışmaları, kavramsal sanatın 1970 sonrası önemli örneklerini oluşturmaktadır. On Kawara'nın sanatı, zaman sisteminin işaretlenmesinde odaklanır. 

Resimleri çeşitli büyüklükte yalnızca günün tarihini belirleyen tuvallerdir. Tek renk boyanmış tuvaller üzerine şablon yardımıyla beyaz renkle günün tarihi yazılmaktadır. On Kavvara, her bir resmini 24 saatte tamamlamak zorundadır. Eğer resim, 24 saatte bitmezse onu parçalayıp yok etmektedir. Çünkü yazdığı tarih gerçek zaman dilimini; 24 saatlik bir süreyi, gerçek zaman sistemini işaret etmektedir.  Alman sanatçı Hanne Darboven'in malzemeleri de sayılar, harfler, bir kısmı boş, bir kısmı da sayılarla doldurulmuş kutucuklardır. Sayı, harf ve kutular bir hareket içindedir. Gruplamalar 1'den 12'ye ve 12'den tekrar 1'e doğru geri gider. Hanne Darboven'in sanatsal düşüncesi çift soyutlamaya dayanır. Birincisi, sayılar ve geometrik parçalar zaten birşeyin soyutlanmış halleridir, ikinci olarak bunlar ilave bir matematiksel müdahaleyle ikinci kez bir daha soyutlanmaktadırlar. Onun sanatı zaman kompleksinin kısaltılmaları olarak görülür. Polonyalı sanatçı Romen Opalka'nın tuval üzerine birden sonsuza sayılarla doldurulmuş resimleri de bu yönde bir başka örnek olarak verilebilir.

Kavramsal sanat, aktif dönemini 1975'lere doğru tamamlar. Daha sonra kavramsal sanatın bir kısım etkinlikleri görülse de artık akım olarak başlardaki önemini kaybetmiştir. Ancak dönemin getirdiği disiplinlerararası ortaklıklar, değişik malzeme ve anlatım biçimleri deneyimi, sanata yeni zenginlikler kazandırmıştır. Bugün kavramsal nitelikli çalışmalarını sürdürenlerin çoğunun resim ya da heykelden birinde yoğunlaşmış olarak varlıklarını sürdürdükleri, ancak daha önceden kazanılmış düşünsel yan kaybedilmeden, taze fakat daha karmaşık bir irdeleme platformuna doğru gidildiği gözlenmektedir. Kavramsal sanat, her çeşit değer ve yaşantının sorgulama yolunu açmış ve sonuçta her şeyin yeni baştan incelenip değerlendirilebileceğini göstermiştir.

Son Güncelleme ( Perşembe, 24 Nisan 2008 )
 
< Önceki   Sonraki >
 
   
 
 
   
   
 

 üye ol fotografını paylaş sende..!!

Galeriye gitmek için TIKLAYIN

 

 

 

  ayakizleri tanıtım

 

Sponsor

Film izle

Magazin Haberleri

Cemiyet Haberleri

 

             
   

 

copyright © Ayakizleri Sanat ve Edebiyat Toplulugu
2006
Cemiyet Magazin